hayat tuhaf değil çok fazla. bazen çocuklaşıyor, "banane banane" falan yapıyor omuzlarını silkerek ama, kararlı bir şekilde gözlerinizi belertip "benim dediğim olacak, o kadar" diye sesinizi yükselttinizmi kafasını öne eğip giriyor yola tıpış tıpış. bazen de hiç yokmuşsunuz gibi, sesiniz duyulmuyormuş gibi yapıyor, gizli gizli sırıtarak. işte o zaman şöyle sağlı sollu iki tokat denkleştiresim geliyor. ama kıyamıyorum işte. sonuçta hayat benim hayatım. seviyorum keratayı.
hiç unutmam, yine bir gün çatal yapıp satıyorum, baktım karşı kaldırımda bööle bi karanlık, bööle bi gölge gördüm gibi geldi. yaptığım çatalları sapanların yanına usulca koyup sezdirmeden kılıcıma uzandım. hiç fışırdatmadan ağır ağır çektim kılıcı. gölge dükkanın kapısında bi görünür gibi olmasıylan, kızışmış su mandası gibi bi savaş narası koyverdim ortalığa. gölge çok korkmuş olmalı ki bembeyaz kesti bi anda, göze görünür oldu. dayadım kılıcı ümüğüne sordum: " kimsin?". dedi "abi ben maykıl yaa, hatırlasana maçupiçu ninja akademisinden. sınıf arkadaşın yaa. beraber lama boku çalardık hani."
ossaat allah iman verdi, aklı selim duhul oldu maykılı tanıdım. yaşlanmış tabi biraz.neyse.
devamını anlatırım. şimdi biraz işim var. eyvallah.
28 Ağustos 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
süper :)
Yorum Gönder