2 Eylül 2009 Çarşamba

yapar satar çatal sapan'ın devamı

ne diyoduk? hah hatırladım.

tanıdım bu maykılı.hakkaten maçupiçu ninja akademisinde sınıf arkadaşıydık bunla. sonra kız meselesinden kavga ettik. ben öyle pek kolayına barışan görüşen bir adam olmadığımdan mıdır, yoksa maykıl öküzünün dallamalığından mıdır bilemem bi daha görüşmedik. zaten okulun bitmesine bi şey kalmamıştı. maykıl daha okul bitmeden güney amerika ninja sendikaları konfedarasyonunun memur sınavlarına girip dördüncülükle memuriyeti garantilemişti. okuldan sonra o memur oldu, bende memlekete döndüm. arada sırada haberlerini alıyordum. ninjalığı iyice boşlamış, kendini bürokrasiye vermişti. gide gide memur olarak girdiği konfedarasyonun başkanı oldu. hatta kıta ninjaları bağımsız birliği diye bir örgüt kurmaya bile çalıştığını duymuştum.

neyse uzatmayayım, bütün bunlar aklımdan şimşek hızıyla geçip gitti. dedim ya maykılı tanımıştım. bu tanıma kılıcımı bir milim gevşetmeme sebep olunca, maykıl bunu fırsat bilip kurtuldu elimden. ama kaçmak veya saklanmak yerine karşı sedire bağdaş kurup oturdu. sevimli sevimli sırıtıp "naber lan su ninjası" dedi bana. gülümsedim ister istemez. eski arkadaştık biz yaa. severdim eskiden. güzel anılarımız vardı çok fazla. o da gülümsedi. kucaklaştık sarıldık birbirimize. sonra oturup sohbet etmeye başladık. eski günlerden konuştuk falan. akşama kadar çene suyu dökmüşüz. bi baktım ikindi yaklaşıyor, "hadi davran bakalım bize gidiyoruz" dedim buna. " yaa ben rahatsızlık vermeyim, otel pansiyon.." falan diye bi şeyler gevelemeye başladı. her ne kadar ninja olsam da nihayetinde türktüm. "vallaha bırakmam hem yengen duyarsa beni eve sokmaz valla paspasın üstünde uyurum senin yüzünden. hadi bakalım beraber kapatalım dükkanı da uzayalım ufaktan. hem bugün yengen barbunya yapacam diyodu. seversin sen hadi gel". baya bi ısrar ettim anlıycanız. eh kıramadı tabi beni. giderken köşedeki tekelciden bi de ufak rakı aldık. "bu ne abi?" diye sordu, "aslan sütü" dedim. "ateş suyu gibi bir şey mi?" dedi " yok olm" dedim, "ateş suyu sarhoş olmak içindir, bu muhabbet arttırıcı iksir. bilemezsin ama anca anlarsın ne olduğunu" dedim. düşünüyorum da iyi demişim.

ya şimdi bi işim çıktı devamını anlatırım sonra. hadi ben kaçtım.

28 Ağustos 2009 Cuma

yapar satar çatal sapan

hayat tuhaf değil çok fazla. bazen çocuklaşıyor, "banane banane" falan yapıyor omuzlarını silkerek ama, kararlı bir şekilde gözlerinizi belertip "benim dediğim olacak, o kadar" diye sesinizi yükselttinizmi kafasını öne eğip giriyor yola tıpış tıpış. bazen de hiç yokmuşsunuz gibi, sesiniz duyulmuyormuş gibi yapıyor, gizli gizli sırıtarak. işte o zaman şöyle sağlı sollu iki tokat denkleştiresim geliyor. ama kıyamıyorum işte. sonuçta hayat benim hayatım. seviyorum keratayı.

hiç unutmam, yine bir gün çatal yapıp satıyorum, baktım karşı kaldırımda bööle bi karanlık, bööle bi gölge gördüm gibi geldi. yaptığım çatalları sapanların yanına usulca koyup sezdirmeden kılıcıma uzandım. hiç fışırdatmadan ağır ağır çektim kılıcı. gölge dükkanın kapısında bi görünür gibi olmasıylan, kızışmış su mandası gibi bi savaş narası koyverdim ortalığa. gölge çok korkmuş olmalı ki bembeyaz kesti bi anda, göze görünür oldu. dayadım kılıcı ümüğüne sordum: " kimsin?". dedi "abi ben maykıl yaa, hatırlasana maçupiçu ninja akademisinden. sınıf arkadaşın yaa. beraber lama boku çalardık hani."

ossaat allah iman verdi, aklı selim duhul oldu maykılı tanıdım. yaşlanmış tabi biraz.neyse.

devamını anlatırım. şimdi biraz işim var. eyvallah.